Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Iraz Yöntem – “Tiyatro” diyen dilinizi eşek arıları soksun!…

Bir ay daha geride kaldı, bir yılı daha deviriyoruz aslında… Yine zamanın su gibi akıp gittiği günlerden geçiyoruz; belki de bundan sonrası daha da hızlanacak… Bu süratte biraz fikri takip yapmakta fayda var; malum her gün sayısız manşet atılmadan bitiremez olduk günleri. O yüzden geçen aydan attığım virgülleri şimdilik noktalayayım dedim ben de, hazır fırsatım varken…
 

AKM…

Geçen ay yazımı yazdıktan hemen sonra yeni(!) Atatürk Kültür Merkezi’nin ‘lansman’ı yapıldı bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından. Birkaç gün boyunca herkes üzerine yazıp çizdi konunun. AKM ve AVM arasında bir harf kadarcık fark var belki ama bana sorarsanız uçurum epey derin.
Birçokları yeni projenin ne kadar güzel olduğundan dem vurdu. Ne de olsa artık bir kısım elitlerin mekanı olmaktan çıkacakMIŞ AKM!
Gerçekten bu kadar hafızasız bir toplum nasıl yaratılabildi? Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’nın sahnelerini barındıran AKM acaba ne zaman bir kısım elitlerin mekanı oldu? (O bir kısım elit de kimse ve neredeyse biz hiç görmedik kendilerini…) En büyük prodüksiyonların en ucuz bilet fiyatlarıyla seyirciye ulaştığı bir yerden bahsediyoruz! Öğrencilerin, memurların, işçilerin iyi sanata kolaylıkla ulaşabildiği; sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin de sembol mekanlarından ve buluşma noktalarından biri olan Atatürk Kültür Merkezi’nden bahsediyoruz…  
O kadar çabuk yitirmişiz ki hafızamızı, kapanalı 9 yıl olmasına rağmen hemencecik unutmuşuz bunları!… Gerçi çok normal, değil mi? İnsanların hafızasını silmek istiyorsanız, önce mekanları yok etmeniz gerekir. Bir kentin geçmişini bugünlere ve geleceğe taşımazsanız, insanların anılarını canlı tutmalarını engellerseniz her gün “Dünya bir toz bulutuydu…” diye sıfırdan başlamalarına neden olursunuz…
İşte o zaman da projenin güzel olup olmadığı kadar dar bir çerçeveden ele alırsınız meseleyi. Helal olsun, herkes mimar ve tasarımcıymış meğerse! E madem herkes her şeyi çok biliyor, 2018’e girerken günümüz teknolojisiyle bir binayı yıkmadan nasıl onarılabileceğine dair neden kimse hiçbir şey söylemiyor? (Elbette sözüm Mimarlar Odası meclisinden dışarı.)
Mimar Mücella Yapıcı’dan çok önemli bir şey öğrendik mesela, ama kimse bu konunun üzerinde durmadı: AKM, Koruma Kurulu kararıyla korunan bir yapı İDİ! Bir gün ansızın mahkeme kararıyla kurulun kararı kaldırılmış! Ne kadar enteresan, değil mi? Bir atasözü yok muydu hani, dilimin ucunda ama…
Ben bu satırları yazarken AKM hâlâ duruyor. Bakalım ne zaman anılarımızdan ve hafızamızdan bir parçaya daha kepçe vurulacak?…
 

‘Tiyatro’…

Dünyada ve ülkemizde gündemin yoğunluğu aldı başını gidiyor dedik ya, tüm bunların arasında nedense(!) ‘tiyatro’ daha çok hayatımızın içinde. 2 yıl önce “Tiyatro Bir Hakaret Unsuru Değildir!” başlıklı bir yazı yazmıştım. Yine aynı başlığı atasım vardı aslında bu yazıya ama biraz naif geldi bana bu sefer.
Artık her gün birileri diğerlerini ‘tiyatro’ yapmakla suçluyor. ‘Tiyatro’ bir hakaret unsuru olmayı da geçti, düpedüz bir suç isnadı hâline geldi! İşin en acı tarafı da, bizzat bizim mesleğimize saygı duduğunu bildiğimiz insanların da bu furyaya kapıldığına şahit olmak…
Biz derdimizi –ne kadar söylersek söyleyelim- anlatamıyoruz madem, Sevda Şener’in kibar cümleleriyle bir kez daha altını çizmeyi görev bilirim. Bu satırlar, 1997 basımı “Yaşamın Kırılma Noktasında Dram Sanatı” kitabının ilk sayfasında yer alıyor: “… Son zamanlarda yaşamın her alanında görülen ikiyüzlülük, sahtecilik, gösterişçilik, hatta savrukluk içeren durumların, hem de aydın kişiler tarafından ‘tiyatro’ olarak adlandırıldığına, tiyatroya benzetildiğine ve bu yolla kınandığına tanık olmak, asıl işlevi gerçeği aydınlatmak olan bu sanata hak ettiği saygının gösterilmediğinin kanıtıdır.”
Sizin dilinizde ‘tiyatro’, bir yılanın dilindeki zehir gibi! İnsanları zehirlemekten vazgeçin!…
 
Not: Wajdi Mouawad’ın “Yalnız” oyunuyla yalnız kalmak istiyorum, kusuruma bakmayın…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı