Ayın Konuğu

Iraz Yöntem / Selçuk Yöntem Röportajı

“SANATIN HAKİM OLDUĞU BİR TOPLUMDA TERÖRÜN OLMAYACAĞINA İNANANLARDANIM!”
IMG_1099Sevgili Müstehak okurları,
Yazın yaptığımız “Yaz Hâlleri” röportajlarını kışın ortasında size bir tatil esintisi sunmak amacıyla saklamıştık. Deniz kenarının verdiği huzurla doyasıya sohbet ettiklerimizden biri de Selçuk Yöntem idi. Baba-kız olarak değil de, usta-çırak olarak Sevinç’in (Erbulak) bize emanet ettiği soruları ona da yönlendirdik.
Bu röportajda son aylarda yaşadığımız katliamların hiçbiri yok; çünkü o sıralarda hayat bu kadar kana bulanmamıştı henüz. Biz sorularımızı yönelttiğimiz herkesin karşısında bilgiyi paylaşma ve öğrenme heveslisi Müstehakçılar olarak can kulağıyla dinledik onları ve payımıza düşen güzel deneyimleri sizinle paylaşmak için biriktirdik. Dalgaların huzuruyla doğanın içinden gelen bu huzurlu sohbet, umarız ki sizlere de bir parça huzur ve umut aşılar; şimdiden keyifli okumalar dileriz…
Iraz Yöntem: Bizde normalde bu röportajları Sevinç Erbulak yapıyor. 15 tane  sorumuz var; biz senden sayı isteyeceğiz, sıralamayı sen belirlemiş olacaksın yani.
Selçuk Yöntem: 8
Sahnede başına gelen en iyi / en kötü şey nedir?
 
Sahnede başıma gelen en kötü şey, 2 kişilik bir oyunda oynarken yemek tarifi veriyordum, Arnold Wesker’in “4 Mevsim” oyununda, orada sıralamada bir şeyi unutup ısrar ettim onu söylemekte ve bayağı bir es oldu. Sonra suflörün net yardımıyla oyuna devam ettim (kahkahalar)
Ne unuttun?
Hem sinirleniyorum, bağırıyorum, çağırıyorum; aynı zamanda da yaptığım yemeği tarif ediyorum. ‘Şimdi üzüm’ diyorum; tekrar konuşuyorum, ‘şimdi tarçın’ diyorum; tekrar konuşacağım ‘ceviz’ diyeceğim ama ceviz aklıma gelmiyor. Ben de sıralamayı bozmak istemediğimden inat ettim. Sonra yandan bizim suflör (Cenap, rahmetli) ‘CEVİZ’ diye bağırdı J… Sorunun diğer yarısı için de sahnede zaten başarılı bir performans sergilediğin zaman o iyi bir şeydir. Sorunsuz giden bir oyun, enerjisiyle seyirciyi içine alan bir oyun iyi bir şeydir sahnede.                                                          IMG_1079
Bir sayı daha alalım.
2
Oynadığın karakterler arasında en sevdiğin karakter hangisi?
“Ben Feuerbach” (Tankret Dorst) ve “Deli Dumrul” (Güngör Dilmen). Bir de “Touchstone” (Beğendiğiniz Gibi – Shakespeare) var tabi ama hepsi çok güzel rollerdi, hepsinin yeri ayrı tabi… Şimdi de sayı söylemem gerekiyor galiba, 1 olsun o zaman.
Şu sıralar gündeminde neler var?
Şu sıralar gündemimde yarışma çekimi var, bir dizi ve tiyatro görüşmesi var. Ve yaşamın değişik gündemleri var J 7. soruyu alalım.
Hayatının dönüm noktası nedir?
Hayatımın dönüm noktası konservatuvardan atıldıktan sonra Danıştay kararıyla kazanıp geri dönmemdir. Çok severek girdiğim konservatuvarda ilk yılki elemelerde okuldan çıkarıldım. Haksız yere 7 arkadaş çıkarıldık. Sonra ben liseye geri döndüm ama kararı hukuk yolunda aramaya devam ettim. Dava açıldı, 1 yıl sonra davayı kazandık ve ben tekrar konservatuvara geri döndüm. Bütün aksiliklere rağmen bitirdim okulu; yani istediğim mesleği yapma çabasını gösterdim. Bu yüzden benim hayatımda bir dönüm noktasıdır bu. Eğer onda ısrar etmeseydim, istediğimi yapamayacaktım ve bu meslekle ilgilenemeyecektim. Belki de başka boyutlarda ilgilenecektim, bilmiyorum; ama dönüm noktam oydu benim.
Sıradaki soru yine senden gelecek 
10
Tiyatro(Hâl) ve Müstehak hakkındaki görüşlerin neler? (Bu soruyu Sevinç sorunca daha güzel oluyor tabi. Biz biraz utanıyoruz sorarken, sanki bizi övün diyormuşuz gibi hissediyoruz ve rahatsız oluyoruz aslına bakarsanız)
IMG_0945
Tiyatro(Hâl) şu anda Türkiye’deki alternatif sahnelerden biri. Yıllardır çabasıyla, özverisiyle, topluma yapmış olduğu oyunlarıyla iyi bir enerji vermeye çalışan ve bunda büyük çabalar gösteren bir tiyatro olarak görüyorum ben. Bunu da çok takdir ediyorum. Çıkardığınız gazeteyi de gönülden ve karşılıksız çıkarmanızla, bunu diğer sanatçı arkadaşlarınızla paylaşmanızla da bence yaşamın çok önemli bir parçası olan ‘paylaşmak’ kavramını sanatla bütünleştirdiğiniz için size kutluyorum. Hem Müstehak’ı hem de Tiyatro(Hâl)’in çabalarını destekliyorum her zaman.
Teşekkür ederiz (burada sonsuz bir utangaçlık var tabi bende).
3. soruyu alalım.
En sevdiğin yazar / oyun nedir?
En sevdiğim yazar Tankret Dorst; “Fernando Krapp Bana Mektup Yazmış” oyununu çok seviyorum mesela.
Neden Tankret Dorst?
Çünkü Tankret Dorst anlatmak istediğini hiç çetrefilli yollara sapmadan, bazı oyunlarında alt metin koymadan, hayatı olduğu gibi ortaya koyan bir yazar; sana da yaratıcılık imkanı kazandıran bir yazar. Seni değerlendirmeye iten bir yazar. Onun için gerçekçiliğini, sadeliğini, dramaturjik disiplinini çok seviyorum. Yerli yazarlarda tabi ki Turgut Özakman, Güngör Dilmen de var… 5. soru nedir?
En çok kullandığın kelime/cümle nedir?
En çok kullandığım kelime ‘Harika’. Cümle de ‘Tabi, neden olmasın’ herhalde (gülüşmeler, kahkahalar J) 15?
Birlikte en çok keyif aldığın, en çok eğlendiğin insanlar kimler?
 
Dostlarım, arkadaşlarım… Mesela Tarık Ünlüoğlu, Barış Eren, Korcan Ön… Birlikte olmak, gülmek, eğlenmek hayatın en büyük şanslarından biri. Onun için hepsiyle olmaktan çok keyif alırım, mesela Levent Öktem, Mustafa Denizli de var…  14?
Genç oyuncu adaylarına neler söylemek istersin?
Genç oyuncu adaylarına çok çalışmalarını, mesleklerini çok sevmelerini; sevdikleri zaman çalışmalarının onlara büyük bir keyif vereceğini söylemek isterim. İşlerine gönül vermelerini ve disiplinden şaşmamalarını söylemek isterim. 13?
Yarın sabah bir oyun provasına başlayacak olsan, gece seni heyecandan
uyutmayacak o kişi / kişiler kim olurdu?

Hmm, Al Pacino… Şener Şen olurdu mesela…IMG_1123
Kalan sorular, 4, 6, 9, 11, 12.                                           
9
Hayattaki sloganın nedir?
 “Sevmek ve paylaşmak”
Bunu bir cümle haline getirsen ne dersin mesela?
İnsanın sevdiği zaman paylaşmaması mümkün değildir ki! Sevgi üzerine kurulan bir dünyada her şey paylaşıldığı zaman, “Yarin yanağından gayri her yerde hep beraber” der Pir Sultan Abdal, değil mi? Öyle yani… 11?
Bu ülkede bir şeyleri değiştirme gücü / görevi sana verilse, neyle başlarsın?
Bütün şehirlere konservatuvar kurarım ve oradaki altyapıyı çok iyi kurarım.  Sanatın hakim olduğu bir toplumda barışın, huzurun daim olacağına; terörün olmayacağına inananlardanım. Bunun için ilk etapta eğitime veririm ağırlığı… 4?
En sevdiğin replik nedir (hangi oyundan)?
Bir düşüneyim… (gerçekten de düşünüyor ama J) Bir sürü şey var ama yine de ‘Ben Feuerbach’taki “Bir ışık yok mu bir ışık? Lütfen bir ışık yakar mısınız?” derim… 6?
En başa dönsen yine tiyatro der misin?
Kesinlikle derim!
Son soru: Sahilden 20’li yaşlarındaki sen geçiyor, ona ne söylersin?
“Arkadaş çok işin var daha, seninle uğraşamam!” (kahkahalar) “Uğurlar olsun” der, yürür giderim J
Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı? 
Esasında 20’li yaşlarım konservatuvara denk geldiği için, 17-22 yaş arası, oraya tekrar gitmek isterdim. Bir tek oraya ama, başka yere değil…
 
Teşekkür ederiz… Ayrıca baba-kız ilk defa ortaklaşa bir iş yapmış olduk, benim için de çok güzel ve özeldi, ben de teşekkür ederim.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı