Ekim 2016Köşe Yazarları

Iraz Yöntem / İçimizdeki Prometheus…

iraz2“Bir varmış, bir yokmuş…” diye başlayası geliyor insanın yazıya ama şu sıralar hiç var, hep yok…
Gerçi “var”lar olmasına varlar; ama yok olmasını istediklerimiz aslında var oldular…
Mesela mutluluk ve huzur var olsun istedik; ama eşitsizlik ve adaletsizlik var oldular…
Güzellikler ve iyiliklerle var olalım istedik; ama nefret ve kötülüklerle yok edilmek istendik…
Düşünce ve ifade özgürlüğü her yanımızı saracağına; önce zihinlerimizde tutsak edildik, sonra bedenlerimiz bile dar gelir oldu…
Estetiği kendi içimizde büyütmeye çalışırken bir çiçek gibi, budamak yerine biçildi ve yok edildi…
Kimse kimseyle konuş-a-maz hale geldi, kimse kimseyi dinlemez oldu…
“Biz” kalmadı hiçbir yerde ve anda; “ben” oldu, hep “bana” oldu…
“Öldürücüler” sardı her tarafımızı; düşüncelerimizi, duygularımızı, bedenlerimizi öldürmek için can atan “öldürücüler”
Ama hep unuttular, insanlık tarihi başladığından beri hiçbir “öldürücü” sonsuza dek hayatta kalamadı. Ama öldürmek istedikleri düşünceler, duygular ve kişilikler aslında hiç ölmediler; öldürülemediler…
Prometheus hala yaşıyor! O ateş hala yanıyor! “Yok” etmek yerine “var” etmeyi seçen bizler, o ateşi aydınlanmanın meşalesi olarak taşıyoruz aslında ellerimizde…
Kötülüğün eline geçen ateş sadece yok etmeyi hedefliyor; oysa bizim elimizde kötücül karanlığın yolunu aydınlatmaya yarıyor…
Karanlığın içinde küçük bir mum gibi kalsa bile o ateş; bilgiyle, sevgiyle, sezgiyle harlanacak her küçüldüğünde…
Prometheus’un ateşini iyiden yana harlamanın bir yolu daha var: SANAT!
Yaşamımızdan yok edilmek istenen onca şeyi Pandora’nın kutusunda saklar gibi saklamamalıyız
artık…
Bilginin, bilincin ve aydınlanmanın kutusunu açmak zamanı geldi…
Tıpkı aslında kadim bilgilerin içimize işlediğini hatırlamamız gerektiği gibi, önce o kutunun içine hapsettiklerimizi özgürleştirmemiz gerekiyor…
Önce kendimize sormalıyız: “Ben nasıl hissediyorum? Ne istiyorum? Nasıl yapabilirim?” diye…
Sonrasında içimizdeki Pandora’lar kilit vuramayacaklar zaten kendi kutuluarına; benliklerine, zihinlerine ve bedenlerine…
Özgürlüğün aslında başka bir yolunun olmadığını yeniden keşfedeceğiz belki de…
irazÇünkü özgürlük mümkündür ve ‘başka’ bir özgürlük aramak boşa zaman kaybetmektir…
İçimizde hapsettiğimiz kutular, kelimelerimize vurduğumuz prangalarla özgürlüğe kavuşacak…
Kimisi sayfalarda hayat bulacak sonsuzluğa, kimisi bir tuvalin üzerinde ölümsüzleşecek, kimisi de bir sada olup uçacak evrenin derinliklerine…
Ama hiçbiri hiçbir zaman yok olmayacak!
Tıpkı bizim geçmişin genetik kodlarını taşıdığımız gibi, geleceğin kodlarını yazıyor olacağız bizler de…
Ne kadar çok seversek, o kadar iyi…
Önce kendimizi, sonra karşımızdakileri ve sonra da aslında hiç tanışmadıklarımızı…
Bugünlerden yarınlara sadece tarihe birer not düşmek için yaşamamalı insan, aslında salt bunun için de yaşamıyor zaten insan…
Tabi ki yaşayan her ‘insan’ bir Prometheus olamıyor; ama önce hepimiz kendimizin Prometheus’u olabiliriz…
Çekilecek tüm acılara rağmen, acıyı kutsallaştırmadan ve acının esiri olmadan belki de elimizdeki ateşle vurulduğumuz zincirleri
eritebiliriz…
Herkesin özgürlüğü zaten bir ‘başka’!
En az kendi özgürlüğümüz kadar başkalarının da özgürlüğünü savunmaktan ne çıkar?
Bir kişi bile özgür değilse, özgürlük zaten yok demek değil midir?
Kelimeler sayfalarda özgür değilse, mana çoktan anlamını yitirmişse; yeni bir inşa sürecini başlatmak değil midir elimizde kalan tek yol?
Toplu konutlar gibi değil de, herkesin kendi mimarisini tasarladığı; toplu yaşamlardan ziyade toplumla beraber yaşanabilen bir alan inşa etmek, dünyayı yeni baştan kurgulayabilmek bizim ellerimizde değil mi?…
O zaman şimdi yoktan var etme zamanı…
Herkes kendinden başlasa, yeter…
Kendi yaşamlarımızın perdesini de sonuna kadar açma zamanı geldi, geçiyor bile hatta…
Daha çok dinlemeli, daha çok okumalı, daha çok yürümeli, daha çok düşünmeli…
Nefes alabilmek için, bir miras bırakma kaygısı gütmeden ama hakkını vererek yaşayabilmek için daha çok bir arada olmalı…
Hem ‘yaşadım diyebilmek için’, hem yaşatabilmek için bu dünyayı daha da güzelleştirmeli…
Herkesin kendi parmak izi gibi benzersiz bir yolu vardır, şimdi o yolları keşfetme zamanı…
“Var olmak mı, yok olmak mı? İşte bütün mesele bu..”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı