Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Iraz Yöntem / Bitmedi!…

Bitti Şubat, geldi Mart… Yılın en kısa ayında payımıza yine ne çok şey düştü…
Yayınlanan bir KHK ile yine bir gecede binlerce insan kurumlarından ihraç edildi; Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro Bölümü neredeyse kapanma noktasına geldi! Okuldaki neredeyse bütün hocalar çıkarıldı. Yetmedi, gözaltına alındılar öğrencileriyle birlikte!
Daha önce ihraç edilen hocalar ‘Sokak Akademisi’ne taşımışlardı derslerini, onların yanına yenileri eklendi…
Ama bu süreçte belki de en güzel dayanışma örneklerinden birini öğrencilerden görmüş olduk bizler de… Türkiye’nin dört bir yanından konservatuvar ve güzel sanatlar fakültesi öğrencileri eşzamanlı bir eylem yaptılar. 28 üniversitenin öğrencilerinin katıldığı bu eylemde bütün öğrenciler “Hocama Dokunma” ve “DTCF Yalnız Değildir” dediler.
Öyle şahane bir metin hazırladılar ki, sanatın bütünleştirici ve iyileştirici yanını bizlere yeniden hatırlattılar. Aynı gün ve aynı saatte okullarında, sokaklarda bu metni okudular, dertlerini yüksek sesle dile getirdiler. O kadar ki, Fransa’dan bile duyuldu sesleri ama ne yazık ki burada ana akım medyada bir fısıltı olarak bile ulaşamadı kulaklara… Düşünün, Fransa’dan konservatuvar öğrencileri ve hocaları onlara destek videoları çekip gönderdi (www.gazetemustehak.com sitemizden hem öğrencilerin bildirilerine, hem de bütün videolara ulaşabilirsiniz).
DTCF sadece bir örnek; ülkenin her yanında birçok üniversiteden ihraç edilen hocalarla eğitim, belki de tarihimizin en zorlu dönemeçlerinden birine girdi. Sadece lisans düzeyinde değil, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin birçoğu bundan sonra ne yapacak belli değil; çünkü tez hocalarının çoğu gönderildi okullarından.
Haksız yere okullarından ve öğrencilerinden uzaklaştırılan o değerli hocalar bir gün elbet geri dönecekler; ama bugünlere bir not düşüyor aslında hepsi. Yaşanan bu haksızlıklar en çok öğrenim görenleri vuruyor belki de. Onların öğrencileri olanlar bayrak yarışını devam ettirecekler, biliyorum; fakat herkesin yaşamlarından bir daha geri verilemeyecek zamanlar çalınıyor. İşte tarih bütün bunları yazıyor şimdi, yarınlara bir ders olacak tüm bu yaşananlar…
Ben inanıyorum… En çok da bugünün öğrencilerine inanıyorum ve onlardan öğreneceğimiz, unuttuysak hatırlayacağımız çok şey olduğunu düşünüyorum…
Mesela bir örnek de Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin (MSM) öğrencilerinden…
Yine günlerden bir gün sabah MSM’nin kundaklandığı haberiyle uyandık. Bir eğitim kurumunun, hele de sanat eğitimi veren bir kurumun kundaklanması hiç inanılır gibi değil! Tek tesellimiz kimsenin canına zarar gelmemesi oldu; okulun güvenlik görevlisi hafif yaralandı ama o kadarla atlatıldı.
Orada öğrenciler sabahlara kadar prova yapıyorlar, ya içerisi kalabalık olsaydı?! Elinde benzin bidonuyla gelip binayı ateşe veren yaşayan bir canlı türü(!) var bu topraklarda! Ya bir ‘Madımak’ daha yaşansaydı?!…
Tüm bunları düşündükçe tüylerim ürperiyor… Ama benim anlatmak istediğim şimdilik, o yaşanan korkunçluğun sonrası… MSM’den mezun olan ve halen orada öğrenci olan herkes “Korkmuyoruz!” dedi. Sadece onlar değil, birçok insan yine bir araya gelip korkmadığını dile getirdi ve yine sanatın iyileştirici ve bütünleştirici yanı gözler önüne serildi: Okulun bahçesinde şenlikler düzenlendi, öğrenciler müzik yaptı, şiirler okudu, performanslar sergiledi…
Ülkenin her yerinden çok güzel sesler çıkıyor. ‘Öteki’ olarak konumlandırılmak istenen herkes tek bir ağızdan aynı şeyi söylüyor aslında: “Biz varız, buradayız!”
Yüzlerce yıldır bir arada yaşadığımız bu topraklarda hepimizin bir diğerimiz kadar hakkı ve hatırı var… Bizler rengârenk ve çok sesliyiz. Hiçbirimiz bir kalıba sokulamayız çünkü aslında çok zenginiz…
Birbirimizi var eden yine bizleriz. Ama hiç kimse ümitlenmesin, çünkü hiçbirimiz yok eden olmayacağız! Çünkü şair Adnan Yücel’in de dediği gibi:
 
“… Saraylar saltanatlar çöker,
Kan susar bir gün;
Zulüm biter.
Menekşeler de açılır üstümüzde,
Leylaklar da güler.
Bugünlerden geriye
Bir yarına gidenler kalır,
Bir de yarınlar için direnenler…
 
Şiirler doğacak kıvamda yine,
Duygular yeniden yağacak kıvamda.
Ve yürek,
İmgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
Ey her şey bitti diyenler,
Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
Ne kırlarda direnen çiçekler,
Ne kentlerde devleşen öfkeler
Henüz elveda demediler.
Bitmedi daha sürüyor o kavga
Ve sürecek
Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!”
***
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’müz ve 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’müz kutlu olsun!   

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı