Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Güney Zeki Göker – Korkutmak gün gelir korkutanı da korkutur!*

Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba sevgili Müstehak’çılar,

Kapkaranlık bir yılı geride bıraktık. Hani “Gelen gideni aratır!” derler ya, bizde de yine öyle oldu işte! Sağ olsun (!) takım elbiseli koca koca adamlar yine aratmadılar bize bir önceki yılı. Ne bir eksik ne bir fazla, bir önceki yıl ne yaptılarsa yine yaptılar. Tam anlamıyla “Durmak yok, yola devam” dediler.

Bunun en büyük kanıtıdır 2016 yılından bu yana ısrarla ve büyük bir titizlik ile hazırladığımız “Sansürsüz Kültür Sanat Yıllığı”mız. “Sanat alanında olan bitenleri tarihe not düşmek” ve gelecek kuşaklara bugün olan bitenleri anlatmak/hatırlatmak için hazırladığımız bu kaynak belki de basılabiliyor olsaydı “sansürsüz” olamayacaktı. Çünkü tiyatro oyunlarına, sinema filmlerine, dizilere sansür uygulayanlar/yasaklayanlar, basılmayan kitap için toplatma kararı çıkartanlar, sanata “günah”, sanatçılara “müsvedde” diyenler elbet bu kaynak için de bir kulp bulacaklardı. Onlar bir kulp bulmadan biz kendimiz taktık “kulp”umuzu ve yıllarca kullanın/saklayın istedik, yine ücretsiz kullanımıza sunduk.
Öncelikle buradan bizlere en çok sorulan “300 sayfalık çok güzel bir şey hazırlamışsınız, neden basmıyorsunuz? Basıp satsanıza bunu!” diyen arkadaşlarımıza topluca cevap vermiş olayım.

Şu an parmaklarınızın ucunda bulunan ama kokusunu duyamadığınız, kaldığınız yerine ayraç koyamayacağınız, kağıdının dokusunu hissedemediğiniz ve bizler için çok özel olan serinin 3. sayısında önceki 2 sayıya nazaran bir değişiklik yaptık ve bu yıl dosyalarla donattık.

Geçmişten bugüne gazete haberlerinden ya da kitapların kıyısına köşesine konu olmuş ilk yasaklanan, sansürlenen tiyatro oyunundan başlayarak günümüze kadar uzanan 200’ün üzerinde yasak ve sansür haberini sizler için tarihin tozlu ve sahaf kokan sayfalarından çıkartıp “Yasaklasak da mı saklasak?” başlığıyla bir araya getirdik. Geçmiş yasaklarla bugünün yasaklarını harmanladık, buram buram tarih kokan bir dosya hazırladık. Elinizde tutup kokusunu duyamasanız da tarihi parmaklarınızın ucuna kadar getirdik ve yine bir tık uzağınıza koyduk.

“Ne çektin be ‘AKM’!” başlığı altında hazırladığımız dosya ile adına yakışır bir şekilde adı ilk kez “Kültür Sarayı” olarak geçen ama bizlerin bildiği adı “Atatürk Kültür Merkezi” olan “AKM”nin geçmişten bugüne başına gelenleri derledik. 1928 yılından yani ilk gündeme geldiği günden başlayarak; hayal edildiği, projesinin çizildildiği, inşaatının başladığı günlere gözatıp, yandığı, sigortasının olmadığının ortaya çıktığı ve onarıldığı zamanlara kadar uzanan bir yolcuğa çıkartarak günümüze kadar çektiklerini anlatalım istedik sizlere… Bilmeyene anlatır gibi, hatırlamak ve hatırlatmak için anlattık. “eski bir hayal olarak kalıp, unutulup gitmesin” diye anlattık. 32 Kültür Bakanı’nın “üzerinden geçtiği”, yıktırmayacağız diyenleri, sonra “yıktırmayacağız!” diyenleri terörist ilan edenleri anlattık! 10 yıl boyunca yargı kararlarına rağmen bir şehrin ortasında göz göre göre çürümeye terk edilen, uğruna sayısız eylem yapılan “Atatürk Kültür Merkezi”ni geçmişle yoğurarak kitap özeti okuyanların bile anlayacağı sadelikte anlattık!

Sonra halkı isyana teşvik ettiği için, erotik olduğu için, içmeye veya intihara teşvik ettiği için ya da komüzim propagandası yaptığı iddiasıyla yasaklanan şarkıları “Bir zamanlar yasak-mış-tı!” dosyası altında toparladık. Bu topraklarda yine bu topraklar için yazılmış ancak TRT Denetleme Kurulu tarafından “yayınlanamaz” kararı çıkartılan, yasaklanan ama daha sonra yine TRT tarafından iade-i itibar yapılan şarkılarımızı derledik sizler için.

Elbette yalnızca geçmişe özel dosyalar hazırlamadık. “Kadınlar sahneye çıkmasın!” talimatını vereni, uygulayanı, yalanlamaya ya da aklamaya çalışanları bir araya getirdik; 2 özel dosya hazırladık. Gelecekte unutulup gitmesin diye bugünden geleceğe bir mektup bıraktık! Kınar Hanım’ın inadını, Bedia Muvahhit’in sabrını, Afife Jale’nin cesaretini sırtına giyen yüzlerce kadının hikayesini bir araya getirdik: “Kadınlar Sahnede” dosyasıyla anlattık! Afife Jale’nin torunlarının hikayesini, hayatını sanata vakfetmiş tüm kadınların günümüzde yaşadıklarını “Yüz Kadın 100 Replik” dosyasıyla geleceğe yolladık hepimiz için.

“Geçmişten Günümüze” dosyasıyla kimi zaman tarihin tozlu sayfalarına damgasını vuran bir anı anlattık kimi zaman ise geçmişte olan ancak günümüzde yıkılan ya da bambaşka bir amaçla kullanılan tiyatro salonuna götürdük sizleri. Köşe yazılarından ufak tefek alıntılarla o zaman söylenenleri hatırlatmayı da ihmal etmedik tabii.

Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu özel sayıyla baş başa bırakıyorum. Bizler üzerimize düşeni yapıp özcesi “hepimiz” için hazırladık bu sayıyı. Daha çok kişiye ulaşmasını sağlamak için sizler de indirdikten sonra arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz. Ya da tüm olup bitenlerin tarihin tozlu sayfalarına gömülüp yok olup gitmesi için görmezden gelebilirsiniz.

Yeniden görüşmek umuduyla “Müstehak”ınıza sanatın her halinin düştüğü bir yıl dilerim. Ha bir de unutmadan, sürç-i lisan ettiysek şimdiden affola!

*Müjdat Gezen

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı