Halimiz Ahvalimiz

Güney Zeki Göker / Halimiz Ahvalimiz

Kısaca bize kendinden bahseder  misin?

28.09.1986 Ankara doğumluyum. Tiyatro ile ilk kez anne karnındayken Emmanuel Robles’in “Bir Savunma Öyküsü” adlı oyununda tanıştım! Doğduğum andan itibaren beni yatırdıkları kostüm sandıkları, turne otobüsleri, takma sakallı, ilginç, komik yaşlı, genç, çeşit çeşit aktör ve aktristler bana bu işin ne manyakça bir iş olduğunu düşündürse de. O tozu yutmuştum bir kere, 7 yaşında ilk kez sahneye çıktım. O gün bugündür de tiyatro dışında bir iş yapmıyorum…Marangozluk ve kaynak işçiliğini saymazsak tabi.

+Şu sıralar senin gündeminde neler var?

Ne yazık ki vergi borcuyla uğraşan, kar amacı gütmeyen bir tiyatro sahnesi var öncelikle! Sonra Sabır Taşı var, Kırmızı var, Canavar Cafer var, Müstehak var, Hal’in tüm yeniliklerinden bir parça var gündemimde. Ama hepsinden önce 1 Mayıs’ta Taksim’de olmak var..Herşeyin eşit taksim edildiği günü görmek ve o güne varmak için nefes almak var.

+Oynadığın karakterler  arasında en sevdiğin hangisidir?

Eyüp Emre Uçaray’ın yönettiği “Barselo” oyunundaki “Kama!”

+En sevdiğin oyun yazarı / oyun ?

Ben terazi burcu olduğum için sanırım tek bir seçenekte karar kılamıyorum 🙂 Sanırım en sevdiğim şu diyerek kurtulamam bu sorudan, diğerlerine ayıp etmiş olurum. Tenesee Williams /  “Sırça Kümes”, Emmanuel Robles’in “Özgürlüğün Bedeli”,

Slawomir Mrozek’in “Sığıntılar”, Zeki Göker’in “Güneşe Merdiven Dayayanlar” serisi…

+En sevdiğin replik nedir / Hangi oyundan ?

Tenesee Williams’ın Sırça Kümes’inde Tom’un son tiradıdır.“- Annemin dediği gibi aya değil ama çok daha uzaklara gittim. Zaman girmeye görsün aranıza çünkü. Öyle gerilerde kalıyor ki her şey…”

+En çok kullandığın kelime ya da cümle ?

-işin en ilginç yanı…

-Dedeciğim..

-Takunyacı benim dedem!

+En başa dönsek yine tiyatro der miydin?

Eğer en başa döneceksek ve yine aynı anne babanın çocuğu olacaksak tabi ki yine ve yine tiyatro derim!

+Hayatınızın dönüm noktası nedir?

19 Aralık 2006… Babamı kaybettiğim gün. Ya konservatuarı bırakacaktım ya da ona sözümü tutacaktım! Ben ona sözümü tutmayı seçtim!

+Sahnede başına gelen en kötü şey neydi?

Kadriye Kenter’in yönettiği “Ay Işığında Şamata” adlı oyunda oynarken oyun esnasında balkon dekorunun kenarına dudağımı çarptım ve yardım! Üstelik daha oyunun en başlarında… Anlatıcı karakterini oynadığım için bütün oyun boyunca sahnede olmam gerekiyordu ve elimde bir peçete sahnede oradan oraya kanımı sile sile bütün hikayeyi anlatmak zorunda kalmıştım…Unutmam!

+Sahnede başına gelen en iyi şey neydi?

Zeki Göker ile aynı sahneyi paylaşmak..

+En son izlediğin tiyatro oyunu hangisidir?

KadroPa – Macbeth Mutfakta

+Sence insanların tiyatroya daha az ilgi göstermesinin nedeni nedir?

Memleketin yöneticileri sağolsunlar her sabaha o kadar hareketli başlatıyorlar ki bizleri, akşama kadar insanların enerjisi kalmıyor. Üstelik bizlerden çok çok daha iyi oynuyorlar rollerini.. Gerçek hayatlar ve gerçek paralarla, kim vakit ayırıp senin benim mahsusçuktan hikayelerimi dinler?

+TiyatroHal ile yollarınız nasıl kesişti?

Haliç Üniversitesi’nde okurken bir grup genç bir araya gelerek bir tiyatro ekibi kurma planları yapıyorduk. Memleketin hikayelerini anlatan, politik oyunlar oynamak isteyen bir ekip… Derken içimizden biri 2-3 gün sonra çıkageldi; “Ağabey ben adını buldum TiyatroHal olsun, oyun içinde ben bir oyun yazdım bunu sahneleyelim mi?” sorusunun sorulmasıyla kesişti sanırım!

+Seni hangi oyunlardan takip edebiliriz?

Şu an oyuncu olarak oynadığım bir oyun yok!Ama Hal’in Canavar Cafer oyununun yönetmenliğini yaptım,Kırmızı oyununu Iraz ile birlikte yönettik. Şimdi de İKSV Festivali için Atiq Rahimi’nin aynı adlı romanından Iraz’ın uyarladığı “Sabır Taşı” oyununa hazırlanıyoruz bu oyunları takip edebilirsiniz.

+Hayattaki sloganın?

Hata yap, iyidir! Korkmazsın.

+Senin için Sahne(Hal) ne ifade ediyor?

3 yaşında bir çocuk! Doymak bilmeyen, sürekli değişen, öğreten,büyüten,bazen yalnızlığın bazen de kalabalıkların içinde koybolabildiğin bir yuva! Emekliyor ama ayağa kalkmaya başladı.Koşması ve konuşması çok uzun sürmez.Önüne geçenin vay haline!

+Müstehak hakkında ne düşünüyorsun?

Uykularımı kaçıran bir oyun broşürü fikri olarak başlayan, gün gün hayatımın içine yayılan ilk önce 4 sayfa, daha sonra 8 sayfa sonra da 14 sayfaya kadar çıkan ceplik bir kültür-sanat gazetesi Müstehak.Ne diyeyim “-Hepimize Müstehak!”

+Size bir sır vereceğim;…

Müstehak’ın ilk adı “O gün” ilk sloganı “Yarının Gazetesi” idi!

+Son olarak söylemek istediklerin var mı?

Tiyatro kötü değildir, ondan korkmayın.O başınıza gelebilecek en güzel şey.Korkmayın ve yanında olun

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı