Köşe Yazarları

Güney Zeki Göker / Bekleme Yapma, Devam Et!

 
Ey mutsuzlar!
Kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz.
Çığlıklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
 
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!
Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan.
Bertolt BRECHT

Her sene aynı ağızlardan “’Alternatif Tiyatro’ şöyle kötü, böyle başarısız; tiyatronun alternatifi olmaz; kime alternatif bunlar, neleri alternatif bunların?” gibi bir sürü soruya ille denk geliyorsunuzdur. Kısaca yardımcı olmaya çalışacağım bu kitap kurdu dedelere:
Yapılan işlerin hiçbiri alternatif değil, yapılan tiyatro alternatif değil, sadece ve sadece mekanlar alternatif. Her oyunda seyircinin oturduğu yerden tutun da sahnenin olduğu yere kadar değişen, dönüşen alternatif mekan kurulumları olan mekanlara “Alternatif Sahneler” diyoruz. Ama bu kitap kurdu dedeler internette ya da gazetelerde çıkan yazılardan okumuş olacaklar ki sakız gibi ağızlarına “alternatif tiyatro” diye bir tabir tutturmuşlar, gidiyorlar. Üstelik bu oturduğu yerden sabah akşam tweet atarak saldıranların çoğunu sezon boyunca göremezsiniz alternatif sahnelerde. Ya “özel davet” gitmemiştir kendilerine ya da istedikleri ilgiyi görememişlerdir geldiklerinde. Mesela bilet almışlardır mutlaka hayatlarında ilk defa ve bu ilk çok ağır gelmiştir onlara. Koskoca bilmem kim bey ya da bilmem kim hanım gelmiş, ondan bilet parası almak olur muymuş hiç?! Yıllarca bir lira ödememiş, ilk defa bilet alarak tiyatro izlemiş; davetli olarak gittiği tiyatrolarda kırmızı yumuşacık minderlere koymuş kıymetlisini, burada ise katlanır siyah bir sandalyeye. Eee, üşümüş de birazcık kıymetlisi. Ne yapsın, hemen akşam evine dönüp döşemesin mi bir yazı? Sokmasın mı “alternatifleri” yerin dibine? Soksun! Elbette ki izlediği oyuna dair gördüklerini, eleştirilerini buyursun o değerli kaleminden kağıda döksün! Döksün ama önce içindeki nefret duygularını bir kenara bıraksın. Gencecik insanların da tiyatro salonu açabileceğine, buraları yaşatmak için neler yaşadığına dönüp bir baksın ve o bileti niye aldığını, o gıcırdayan sandalyede niye oturmak zorunda olduğunu bilsin; ondan sonra isterse yerin dibine soksun!

Akrep gibisin dedeciğim ve sen midye gibisin nineciğim; kapalı, rahat!

Konservatuarda okurken ustalarımdan öncelikle “insan olmayı” ve “insanı sevmeyi” öğrendim. Başta Müşfik Hoca (Kenter) olmak üzere hepsi ne doğru bir şey sokmuş kafamıza! Ve ne kadar az kalmışız insan olmayı bilen, insan olanı bulanlar. Ne kadar kirli artık her şey! Ve kirletmeye ne kadar meraklı ağızlar. Oysa sussalar, susabilseler, azıcık erdemli olabilseler her şey daha iyiye gidecek. Belki de gıcırdayan sandalyelerde oyun izlemelerinin suçunun biz olmadığını anlayacaklar. Ya da mekanın neden bu kadar sıcak olmadığını, neden o bilet parasını almak zorunda olduğumuzu… Susmak, susup karşındakini dinleyebilmek ne güzel! Oysa günümüzde herkes konuşur oldu. Oysa anlamak için sadece sussa, cevap vermemek için konuşmasa ne çok şey değişecek hayatımızda..
Kitaplıklar dolusu kitap okumuş bu amcalara ve ninelere sormak istiyorum: Siz hiç gerçekten dinlediniz mi bizi? Günün her saati o mekanları yaşatmak için ne çabalar sarf ettiğimizi biliyor musunuz? Tiyatro sadece sizin okuduğunuz kitaplardan mı ibaret? Elbette eleştirebilirsiniz, eleştirmelisiniz de; ama bu size saygısızlık yapma hakkını vermiyor. Bu mekanları yaşatanların çoğunun buldukları ilk dizide oynamak için oynadıkları oyunları yarıda bırakıp koşmayan adamlar olmadığını hiçbir zaman öğrenemeyeceksiniz mesela. Ya da iki dizi arası tiyatro yapmayan adamlar olmadığını da hiçbir zaman anlayamayacaksınız! Evlerinizde sıcacık koltuklarınızda otururken
ağızlarınızdan akan nefret sularıyla attığınız tweetlerinizi bir kenara bırakın ve artık susun! Daha önce nasıl yaptıysanız tıpkı öyle yapın ve susun!

“Biz de bilirdik kırmızı koltuklu “Kültür Merkezi” açmasını; lakin stopaj ve vergi borcuna yatırdık koltuk parasını”

susssHani Ankara Birlik Tiyatrosu oyuncuları oyunun ortasında yaka paça gözaltına alınırken, oyunları yasaklanırken, oyuncuları dövülürken o değerli kaleminizi ve kıymetlinizi Bizans surlarının içindeki dukalara nasıl ayırdıysanız,bugün de susun!
Hani sanat üretimi yapan yerler bir bir talan edilirken; mescit, karakol, avm ve çamaşırhaneye dönüştürülürken nasıl sustuysanız, bugün de susun!
Tüsak’a, Akün’e, Şinasi’ye sessiz kalmayı nasıl başardıysanız, şimdi de aynısını yapın ve susun.
Sokak ortasında vurulan, öldürülen gencecik çocuklara, iç güvenlik yasasına, Suruç’a nasıl sessiz kaldıysanız; bizler Van’a, Kobane’ye ve tüm haksızlıklara sesimizi çıkartırken siz kıymetlinizi nasıl yerinden oynatmadıysanız, kaleminize sadece “alternatif” denen şeyi doladıysanız ve tüm olan bitenlere sessiz kaldıysanız, yine susun!
Dansı belden aşağı, heykeli ucube, operayı lüks, sinemayı ayıp, kitapları bomba sayan ve durmadan hedef gösteren yandaş medyadan bir farkınız yok!
Birimizin ışık masası bozulduğunda, mekanımızı su bastığında, mühürlendiğinde nasıl ki bir diğerimiz koşuyorsa yardımına, el uzatıyorsa en umutsuz anında; biz bize yeteriz dedeciğim. Yazdığınız tüm asılsız iddialarınıza ve de suçlamalarınıza iyi niyetle gülüyoruz.
Çünkü “gülmek devrimci bir eylemdir”.


Bize Destek Olmak İster Misiniz?

Kültür sanat alanında olan bitenleri sizlere sansürsüz olarak ulaştırmak için 6 yıl önce yola çıktık! 6 yıla 37 dergi ve binlerce haber sığdırdık!

Siz de çorbada tuzum olsun diyenlerdenseniz Patreon üzerinden bize destek olabilirsiniz.

https://www.patreon.com/GazeteMustehak


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı