Köşe YazarlarıYurttan Haberler

Güney Zeki Göker / 8 Mart, 8 Kadın

Onlar sahnelerin çalışkan karıncaları; üzerlerine giydikleri her rolün ve her işin altından başarıyla kalkmış, sahnelerimize ve sanatımıza emek vermiş, birbirinden değerli kadınlar. Kimisi oyuncu, kimisi yönetmen, kimisi yazar, kimisiyse her birini aynı anda yapan içinde bulunduğumuz yüzyılı yaşanır kılan ve içinde bulundukları her işi güzelleştiren meslektaşlarımdan sadece 8’i.
Eğer bu ülkede gözlerini hayata açmamış olsalardı ve dünyanın herhangi bir yerinde yine aynı işi yapıyor olsalardı belki de değerleri çok daha iyi anlaşılacaktı.
Size sayacağım isimlerden tanımadığınız olabilir; eğer tanımıyorsanız ve ben tanışmanıza vesile olursam, ne mutlu bana. Daha fazla uzatmadan giriyorum konuya…


Tülay Günal:

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra bir süre şarkı söyler. Diyarbakır Devlet Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nda çalışır uzun süre, bunun dışında çeşitli özel tiyatrolarda da çalışmalar yapar. Dostlar Tiyatrosu, Oyun Atölyesi ve DOT bunların arasında sadece bazıları. Eğer gerçekten Tülay Günal’ı sahnede hâlâ izlemediyseniz inanın kendinize ve ruhunuza kötülük ediyorsunuz demektir. Kesinlikle her oyuncu adayının ve oyuncunun izlemesi gereken biri Tülay Günal. Hani ders gibi oynuyor, ben ilk derse hangi oyunda girdim hatırlamıyorum ama her defasında ne kadar etkilendiğimi unutamıyorum. Genco Erkal ile sahneye çıktıkları “Yaşamaya Dair” oyununda öyle bir seslendirir ki Nazım Usta’nın dizelerini, oyundan çıktıktan sonra yol boyunca “analardır adam eden adaaaamıııı” diye mırıldanırken yakalarsınız kendinizi.
“Anlatılmaz, izlemen lazım” derler ya, işte bu cümlenin tam Tülay Abla için kurulmuştur. Aynı sahneyi paylaştığı Genco Erkal ile oyunun ilk dakikalarında sizi kollarına alacak ve her şey bittiğinde oyunun tadı damağınızda kalacak. “Güneşin Sofrasında – Nazım ile Brecht” oyununda izleyebilirsiniz.

Ece Dizdar:
Denizaltılarda çalışan babasının görevi nedeniyle çocukluğu boyunca Türkiye’nin birçok şehrinde ve Pakistan, Belçika, İngiltere gibi ülkelerde yaşamış Ece. Ortaokul yıllarında Belçika’da müzikal oyunculuğu, ses ve dans üzerine eğitim alır ve 2 yıl boyunca çocuk konservatuvarı kapsamında sahneye çıkar.
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından Londra’da ARTSED oyunculuk akademisinde burslu olarak oyunculuk eğitimini tamamlar ve profesyonel oyunculuk kariyerine adım atar. Sadece oyuncu değildir aslında Ece, birçok oyunda çevirmen olarak imzasını görürsünüz. Örneğin bu sezon sahnelenmekte olan Nick Payne’in “Parçacıklar” oyununun çevirmenidir kendisi. Eğer oynadığı filmlerden “Çekmeceler”i hâlâ izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir. Hâlâ vaktiniz varken, eğer bilet bulabilirseniz, bu sezon daha çok yeni başlayan “Yutmak” oyununda izleyebilirsiniz.

Nergis Öztürk:
Belki de bu yazıda yazdıklarım arasında en geç tanıştığım ve en az tanıdığım kişi Nergis. Sevinç ile her ay yaptığımız röportajlar vesilesiyle tanıştıklarımdan.
Ordu’lu bir öğretmen ile elektrik teknisyeni bir babanın kızı. Adını sıkça duyduğumuz, hocaları ihraç edilen ve kapanma tehlikesiyle burun buruna gelen DTCF Tiyatro bölümünü bitirdikten sonra Bahçeşehir Üniversitesi İleri Oyunculuk Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olmuş.
Şimdilerde her günü ve gecesi Kadıköy’de Cemal Toktaş ile birlikte açtıkları “Taşra Kabare”de geçiyor. Eğer yolunuz Kadıköy’den geçerse bu iki güzel insanın hayallerini birleştirdikleri mekana bir uğrayın. Teyzesinin hazırladığı birbirinden güzel yemeklerden yiyin, içkinizi için, oyununuzu seyredin. Kendisini bu sezon “Kel Şarkıcı” ve “Ölüm Hastalığı” oyunlarında izleyebilirsiniz.
 

Sevinç Erbulak:
Sevinç için tiyatro sahnesine doğmuş desem yeridir. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Klasik Bale bölümünün ardından, Müjdat Gezen Sanat Merkezi oyunculuk bölümünü bitirir ve takvimler 1991 yılını gösterirken İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda oyunculuk yapmaya başlar. Çocukken “Süper Baba” dizisinde izlediğim ve aşık olduğum ilk kadındır desem yalan söylemiş olmam herhalde.
Tiyatroya aşık bir anne babanın, Altan Erbulak ve Füsun Erbulak’ın kızı olan Sevinç aynı zamanda İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği’nde (İŞTİSAN) Başkan Yardımcılığı görevini üstlenmektedir. Şu an bu satırları okuduğunuz dergiyi hayal ettiğimiz zaman bu fikri ilk paylaştıklarımızdan ve “Eee, ben ne yapıyorum peki Müstehak’ta?” diyendir. Bu vesileyle her ay birbirinden güzel isimleri daha çok tanıdım sayesinde. Beraber güldük, üzüldük, şaşırdık, heyecanlandık; tanıdıklarımızı aslında ne kadar az tanıdığımızı fark ettik. 3 yıldır 24 ayrı kapıyı çaldık onunla ve 24 ayrı söyleşi yaptık Müstehak’a.
Sahneye çıktığı oyunların sayısı kendi yaşını geçen bir tiyatro aşığıdır kendisi. Ama her şeyden önce Kavin’in annesidir. Şimdilerde kendisini Fırat Tanış ile birlikte oynadıkları “Ayrılık” oyununda izleyebilir ve heyecanına ortak olabilirsiniz.

Funda Eryiğit:  
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünü bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden mezun olur Funda. Bizim tanışıklığımız ise neredeyse 10 yıl öncesine dayanır. Ben Haliç Üniversitesi’nde okurken düzenlediğimiz “Bize her gün 27 Mart” festivali kapsamında “Çatı” oyunuyla misafir etmiştik Funda’ları. Oyunun ne kadar güzel olduğunu ve üzerine konuştuklarımızı dün gibi hatırlıyorum hâlâ.
O günden sonra sık sık karşılaştık Funda’yla. Kimi zaman bir tiyatronun fuayesinde, kimi zaman bir sahnenin açılışında ya da kapanışında; bir eylemde yan yana yürürken, ortak bir arkadaşın doğum gününde ve son olarak 2 yıldır düzenlediğimiz “Kulisten Şarkılar” ve “Ortaya Karışık” konserlerinde sahneye çıkarak eğlencemize ortak olan ve sıkıntılarımızı bir gece olsun unutmamıza yardımcı olan dostlarımızdan birisi kendisi. Tam bir atom karıncadır Funda. Her sezon onu mutlaka bir tiyatro oyununda görürsünüz. “Diziden tiyatro yapmaya vakit bulamıyorum ki” diyenlerden olmamıştır hiçbir zaman. Eğer “Sessizlik” oyununu benim gibi kaçıranlardansanız üzülebilirsiniz ama hâlâ bir yerden başlayabilirsiniz, kendisini bu sezon başlayan “Ev’vel Zaman” oyununda izleyebilirsiniz.

Güneş Hayat:
Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun olur Güneş Hayat; Ankara, Trabzon, Diyarbakır ve İstanbul Devlet Tiyatroları’nda görev yapar. Kendisi benim de diksiyon öğretmenimdir. Sabah kahvaltılarımızın çayı ve simidi, sahnede dilimden dökülenlerin hakkını vermeme el atandır. Oynadığı oyunların sayısı saymakla bitmeyendir. Oyuna gelirken sahne arkası asistanlarına ve sahne arkadaşlarına elinde atıştırmalık poşetiyle gelendir. Oynar, yönetir ve elinden her iş gelendir. Ama her şeyden önce Deniz’in ve tüm öğrencilerinin annesidir… İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda görevinin yanı sıra D22’nin “Kuş Öpücüğü” oyununda sahneye çıkmaktadır. Hiç sıkılmadan 3 kere izledim oyunu. Yıllar sonra oğluna kavuşan bir annenin umudu ışıltılı ve acımasız televizyon dünyasında aramalarıyla yaşamları bir anda değişmesine tanıklık edeceğiniz bu oyunu ilk fırsatta izleyin ve eve döndüğünüzde suratınızın orta yerine yediğiniz tokatın acısıyla uzanın yatağa.

Nilgün Kurt:
Onun için buraya ne yazsam az kalır. Çünkü neredeyse her mekanda parmağı var. Her mekanın akıl hocası, yol göstereni, “Nilgün Abla, ne yapacağız ya?”sı olmuştur. Tiyatro(Hâl) için ilk adımı atmaya karar verdiğimiz zaman aramıştık ve bizi evine davet edip tüm sorularımıza tek tek yanıt vermişti kurabiyesi ve sıcacık çayıyla. Maya Sahnesi, Kumbaracı50, Tiyatro OyunEvi, Pangar deyince akla gelecek isimlerden birisidir Nilgün Abla. Hepsinin koordinatörlüğünü yapmışlığı vardır. 2006 yılında  “Ay, Aşk, Ölüm… ‘Lorca Divanı’”  adlı etkinlikte, Tiyatro Oyunevi ve Lorca dostları, toplam 60 sanatçı şairin öldürülüşünün 70’inci yıl anısına büyük bir şölen hazırlanmıştır. AKM’de sahnelenen gösterinin koordinatörü ise yine Nilgün Abladır. Hadi o kadar eskiye gitmeyelim, geçen sezon izlediyseniz mutlaka hatırlayacaksınız, Özen Yula’nın “Ân” adlı oyununda yine Genel koordinatör Nilgün Abla’dır. Dedim ya, onun için buraya ne yazsam eksik kalır. Şimdilerde kendisi yepyeni bir oluşumun içinde. Kadıköy’de bulunan ve açılmasını dört gözle beklediğimiz “Baba Sahne”nin yöneticisi. Bu sene kendisini sık sık orada göreceğiz.
Bu arada unutmadan, eğer sevdiğiniz birine özel bir hediye almak isterseniz www.nilinbebekleri.com adresini ziyaret etmenizi öneririm. Aman yanlış anlaşılmasın, reklam yaptığımdan değil. Orada gördüğünüz tüm bebekler Nilgün Abla’nın elinden çıktığından. Ayakkabısından kıyafetine kadar her şeyiyle bez bebekler yapıyor. Ve inanın her biri çok güzel.

Defne Şener Günay:
Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nden mezun olur Defne Şener Günay. Aynı yıl Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda (BBT) oyuncu olarak çalışmaya başlar.
BBT’de ve özel tiyatrolarda sahneye çıkmaktadır. “İvan İvanoviç Var Mıydı Yok Muydu?”, “Bahar Noktası”, “Sezuan’ın İyi İnsanı”, “Yağmurcu”, “Dava”, “Sıkıyönetim”, “Külhanbeyi Müzikali”, “Sandık Lekesi”, “Timsahlar” sadece oynadığı oyunlardan bazıları.
Ben kendisiyle Emrah Eren’in yönettiği “Tren” oyununda çalışma şansı yakaladım. Hem dekoru, hem Emrah Ağabey’nin asistanlığını yaparken provada ağzım açık izlediğim ve hayran kaldığım bir sahne canavarı kendisi. Eğer “Tren” oyununu kaçırdıysanız gönül rahatlığıyla üzülebilirsiniz. Çünkü 3 kez oynadı ve ben o şansa erişmiş şanslı seyircilerden biriydim ne mutlu ki. Sadece “Tren” değil, yine Emrah Eren’in yönettiği “Turnike” oyununda da beraber çalışma şansımız oldu. Her ne kadar aynı sahnede kanlı canlı karşı karşıya oynayamasak da o, sesiyle tüm oyun boyunca vardı. Eğer onunda adını daha önce duymadıysanız ya da izlemediyseniz “Kıran Resimleri”, “Muallak” ve “Timsahlar” oyunuyla bir yerden başlayabilirsiniz.
İnanın pişman olmayacaksınız.

Dünyanın her bir köşesinde hepimize “Müstehak” olan yarınlar için çalışan tüm emekçi kadınların gününü kutlar, ellerinden ve yanaklarından öperim…

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı