Köşe Yazarları

Gül Göker / Zeki Göker'e Mektup

gül zek 2
Sana uzun yıllardır ilk kez mektup yazıyorum, geciktim, biliyorum.2006 22 Aralık günü seni uğurlayalı tam 8 yıl oldu. Eve döndüğümde yüreğim yaralı bir kuş gibiydi. Acının giderek hafifleyeceğini sandım. Bu bir yanılgı idi. Acı, sensizlik, katlanarak arttı. Öyle ki seni kaybettiğim koltuktan yedi ay kalkamadım. Yokluğunun beni bu kadar sarsacağını bilemedim…Yapayalnızdık, kimsesizdik… İnine çekilmiş yaralı bir hayvan gibi hissediyordum kendimi…Çaresiz ve umutsuz…Çocuklar üniversitelerdeydi. Babalarını yitirmişlerdi, ama anneleri de yoktu. Yani ben yaşıyordum ama yoktum. Bunu fark edebilmem tam üç yıl aldı. ‘Acılara tutunmak’ gerekiyordu ve ayağa kalkmak.İşte böyle cancağızım,senin yokluğuna alışmak değil de, bu gerçeği kabullenmek uzun sürdü. Artık yalnız olmak, 1976’dan 2006’ya otuz yıl süren yol arkadaşını yitirmiş olmanın dayanılmaz yalnızlığı, en zoru buydu.
‘Sanat insanın dünyaya meydan okumasıdır’ diyerek otuz yıl omuz omuza savaşmanın yoldaşlığı yoktu artık. Hiç konuşmadan, göz göze anlaşmanın, birbirini anlamanın değerini yitirmiştim. Ve ağız dolusu kavga etmenin, tartışmanın insanı birbirine bağlayan duygusu da yoktu.
Sadece zaferleri değil, yenilgileri de paylaşmıştık. Her ikisini de taşımıştık, dökmeden, taşırmadan…Kısacası, sadece hastalıkta sağlıkta değil, varlıkta, yoksullukta, başarıda, başarısızlıkta, en önemlisi, kavgada omuz omuza yürümüştük. ‘Yoldaşlık’, ‘yol arkadaşlığı’nın en güzelini yaşadık. Ben sana bunları söyleyecek boş zamanı hiç bulamadım. İtiraf etmeliyim ki sensizliğin bana bu kadar koyacağını, seni bu kadar özleyeceğimi bilemezdim.
Sevgili yönetmenim, ABT’den söz etmemi bekliyorsun. Evet, sana katılıyorum, politik tiyatronun tam zamanı.Bizler, birçoğumuz, ülkemizin üzerine karabasan gibi çöken bir faşizmin tanıklığını yapıyoruz… Utançla… Meydanı boş bulmuşluk duygusuyla, heykele, sinemaya, tiyatroya, dizilere bile açıkça savaş açan bir iktidarla karşı karşıyayız.Sana katılıyorum, ABT geç bile kaldı. Güçlü bir ıslık bekliyor bizimkiler. Bense o ıslığı tek başına çalabilmenin koşullarını yaratabilmeyi… Az kaldı. Ayağa kalkmanın ve toparlanmanın arifesindeyiz.
Sana söz veriyorum, bundan böyle mektuplarımızı sana sahneden yazacak ve hep birlikte okuyacağız…
Bekle… Bekle bizi…
gül zseki

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı