Köşe Yazarları

Ece Saruhan / Bu Bir Hayal Değil!

YAKLAŞIK 6 ay önce, birkaç günlük bir yatışın üzerine hastaneden taburcu olmaya hazırlanırken anneannem hayatını kaybetti. Kendimi bildim bileli kalp hastasıydı, 82 yaşına kadar ne zaman hastalığı bünyesini zorlasa hayata ve ailesine duyduğu kocaman sevgi sayesinde onu alt etmeyi başardı. Ama o gün, tam da eve dönmek için çıkış yapacakken küçücük bir kan pıhtısına yenik düştü. Üstelik onu eve getirmek için yanında olan annemin kollarında gitti. Geride yeri hiç dolmayacak kocaman bir boşluk kaldı, her gün yoklayan derin bir sızı…
Hepimizden zor oldu annemin toparlanması, “Kollarımdaydı, hiçbir şey yapamadım, onu kurtaramadım” cümlesi günlerce dilinden düşmedi. O kareyi gözlerinin önünden çok zor sildi, yerine anneannemin gülümseyen halini koyabilmek için günlerce, gecelerce emek verdi.
Gülümsemelerini Gözlerimizde Taşıyacağız
Bunları niye mi anlattım? Ankara’daki Barış Mitingi, gülümsemeleri yüzlerindenank-brs-blk-eylemi-28-8-15-2 taşan pırıl pıırıl insanların yıldızlara karışmasına yol açan bir katliama dönüştüğünde, ağlamaktan şişmiş gözlerle birbirimize sarılırken, bu kez “En sevdiklerinin kollarında can verdiler, en sevdiklerini toprağa gömdüler. Tek arzuları bu ülkede bir ağızdan barış şarkıları söylemek olan insanlara bu isteğin bedelini yine kanla ödettiler. O pırıl pırıl gülümsemeleri gözlerimin önünden hiç gitmeyecek”  diyordu annem. Biliyorum bu kez gitmeyecek. Bu ülkenin iyilikte buluşan, barışı arzulayan, sevmeyi bilen, vicdan sahibi insanlarının dilinden “Gülümsemekten utanır olduk” cümlesi hiç düşmüyor bugünlerde. Asıl utanması gerekenlerse pişkin pişkin gülmeye devam ediyor.
Malum onlar kötülükle, kanla, güzel olan her şeyi yakıp yıkmaya kalkmakla besleniyor. Bizse iyi değiliz, bu topraklara barış gelene kadar da iyi olmayacağız. O güne dek tüm yüzümüze yayılan bir gülümsemeye hasret yaşayacağız belki ama gözlerimizde barış uğruna can veren kardeşlerimizin gülümsemelerini taşıyacağız.
Onların umut dolu gözleriyle bakacağız hayata, onlar için de yaşayacağız, onlar için de meydan okuyacağız kötülere
Ne yaparsanız yapın bu masalın sonunda iyilik kazanacak, “Barış kazanacak” diye…
Barış Gelecek, “Beni Büyütün” Diyecek
Sonra bir gün barış denen o güzel çocuk, “Doğumum çok sancılı oldu ama buradayım TAKIMSEEA08347işte” diyecek bize. “Sayenizde” diye de ekleyecek. Kendi diliyle konuşacak bizimle, tarafımızdan oluşturulan bir dil olduğu için hepimiz anlayacağız. “İçinize doğmak için düştüğümde size, ‘Boşuna uğraşmayın,bu çocuk ölü doğar’ diyenler oldu. Beni düşürün diye kalbinizi, ruhunuzu kanattılar kaç kere. Uykularınızı kaçırdılar, sırf bana dair rüyalar görmeyin diye. Ama siz direndiniz, hiç vazgeçmediniz. İşte doğdum, işte buradayım, hadi şimdi büyütün beni” diyecek.
Biz o gün iyi olacağız işte, sonrasıysa hep iyilik güzellik olacak… Artık ölüm sadece Allah’ın emriyle uğrayabilecek bedenlerimize. Ve bugünlerde sadece ‘utanıyorum’ kelimesiyle yan yana getirebildiğimiz gülümsemek, o ağız dolusu gülümseme hali, sadece yüzümüze yerleşmekle kalmayacak, yüzümüzden taşacak. Eşzamanlı olarak gözlerimizden mutluluk gözyaşları boşalacak. Gözlerimizde gülümsemelerini taşıdığımız o güzel insanlar da yıldızların arasından söylediğimiz barış şarkılarına katılacak..
Ve adım gibi eminim ki mutlaka mutlu sonla bitecek masalın kötülerinin sesi her yükseldiğinde “Kapatın şu televizyonu, ruhum bulanıyor, kusasım geliyor” diyen anneannem de sesini çok uzaklardan duyuracak bana. “Bulantı geçti, ruhum huzura erdi, memleketten yükselen ses o kadar güzel ki…” diyecek. Direnin iyiler, bu bir hayal değil, bu; biz vazgeçmezsek mutlaka gelecek olan gelecek…”

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı