Köşe YazarlarıTop 10

Baysan Pamay / Mayıs Top 10

[vc_row][vc_column][vc_column_text]17 MART  2017 – 16 NİSAN 2017 ARASI[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]
  • AKTÖR KEAN – Tatavla Sahne

O kadar güzel bir oyun ki, defalarca seyretsem bıkmam. Raymund Fitzsimmons’un yazdığı, 1983 yılında filme alınışında Ben Kingsley’in canlandırdığı İngiliz Tiyatrosu’nun ünlü Shakespeare oyuncusu Edmund Kean’in yaşamını anlatan oyunda Eraslan Sağlam var sahnede. Tolga Yeter’in yönetmenliğini yaptığı oyun, aslında tüm oyunculara bir mesaj taşıyor. Çok fazla yükseldiğiniz zaman düşmesi de baş döndürücü oluyor. Oyunun benim için bıkılmamasını nedeni ise basit, sahnede ilk dakikalardan itibaren baş döndürücü bir oyuncu izliyorsunuz.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • AUDITION – Tiyatro Ak’la Kara

İrlandalı yazar James Johnson’un yazmış olduğu oyunu Murat Sarı yönetiyor. Füsun Kostak ve Pelin Turancı rol alıyor. Meşhur bir oyuncu olma hayalindeki genç oyuncu Lauren, kariyerine devam etmesi için mecbur olduğu bir Audition’a katılır. Karşısında bir Audition’un nasıl yapılması gerektiği ve katılan kişiye uygulanacak testler konusunda katı görüşleri olan bir yönetmen, Stella bulunmaktadır. Stella, görüşme sırasında Lauren’i zihinsel, fiziksel, duygusal ve etik limitlerini zorlayarak, alkol, uyuşturucu ve akıl oyunlarını kullanarak onu kırılma noktasına iter. Stella tek bir sorunun cevabını aramaktadır: Bir oyuncu, rolü almak için ne kadar ileri  gidebilir?[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • EVE DÖNÜŞ – GNOM Tiyatro

 Yeni bir gurubun ilk oyununun yazarı GNOM ( yazmaya devam B.G.), yönetmenliğini ise bize yeni bir yeteneğini tanıtan sevgili Barış Gönenen yapıyor. Oyunda dört genç yetenek var: Ece Nur Ateş, İrem Yünsel, Tara Demircioğlu ve nihayet  Eren Çiğdem (Nihayet diyorum, zira her gördüğümde “Eren ne zaman sahnede alkışlayacağım seni?” diye sormakta idim). Eve Dönüş, masalsı bir çocuğun  otuz yılın sonunda renklerini yitirmiş bir kadına dönüşünü anlatıyor. Elinde feneri ile orman cinlerinin peşinde, yıldızların tepesinde cıvıl cıvıl bir kız çocuğu, ergenlikte aşkla tanışıp hayal kırıklıklarına uğramış bir genç kız ve de yaşadıklarının sonucu olarak dünyaya kapılarını kapamış bir kadın.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • HERKESİN BİLDİĞİ SIRLAR – Ruberu Tiyatro

Yavuz Özkan’ın 90’ların sonunda yazıp yönettiği ve başrollerini Sezen Aksu ve Ferhan Şensoy’un paylaştığı “Büyük Yalnızlık” adlı filmi bu kez, Yıldırım Fikret Urağ yönetiminde sahneleniyor. DT’de sahnelendiğinde de aynı rolü oynamış olan Ebru Unurtan, bu kez sahneyi Mert Tanık ile paylaşıyor. Herkesin Bildiği Sırlar, birbirini çok sevdikleri halde bir türlü iletişim kuramayan ve bu yüzden boşanmanın eşiğine gelmiş bir çiftin yatak odasında geçiyor. Aslında oyun klişe; ama garip bir şekilde bu bilindikliği izlerken fark ettirmiyor yani keyifle izliyorsunuz, gülüyorsunuz, hüzünleniyorsunuz. Oyundan çıkıp da düşününce “Aslında bilmediğimiz şeyler değildi ki” diyorsunuz.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • KANATSIZ GÜVERCİNLER – Tiyatro AŞHK

Tiyatro Aşhk tarafından yazılan oyunu Hüseyin Köroğlu yönetiyor. Oynayanlar ise Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Neslihan Uludağ Elbir ve Osman Alkaş. Barış şarkısının söz ve müziği ile oyunun tüm müzikleri Oktay Şenol’a ait. “Dünyanın neresinde yaşarsanız yaşayın, doğduğunuz topraklara sahip çıkarak, birbirinize saygı duyarak, barış içinde yaşamayı başarırsanız kimse gelip sizi yönetmeye kalkmaz” mesajını veren polisiye komedinin sonunda mumları yakıp tüm seyirci ile Barış şarkısını söylemek çok güzeldi.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • KORKUYU BEKLERKEN –  Tiyatro Pol

 2013 yılında Evrim Doğan, Burcu Halaçoğlu, Cansu Başlılar ve Sermet Yeşil tarafından kurulan Tiyatro POL’ün ikinci oyununun yazarı Oğuz Atay, yöneten ve oynayan Burcu Halaçoğlu. Korkuyoruz, korktukça korkuyu bekliyoruz. Bu kadar korkunca korkunun ta kendisi olmamak mümkün mü? 1970 sonrası Türk edebiyatında postmodern tarzda eserler veren Oğuz Atay’ın 1975’te yazdığı sekiz hikâyeden oluşan “Korkuyu Beklerken” adlı öykü kitabının üçüncü öyküsüdür Korkuyu Beklerken. Şehirden uzakta, müstakil evinde tek başına yaşayan hikâye kahramanının düzeni, bir akşam evde bulduğu bir mektupla bozulur; bu kişinin yaşadıklarını bize anlatıyor Burcu Halaçoğlu güzel bir performansla.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • OĞLAN BİZİM KIZ HERKESİN – Dramatik Manevralar

Bilmem hatırlayanınız var mı? 2005 yapımı bir drama filmi vardı “Sen Ne Dilersen”, Türkiye’de yaşayan bir Rum ailenin otuz yıllık hikâyesi anlatılıyordu. Yıldız Kenter, Işık Yenersu, Fikret Kuşkan gibi ünlü oyuncuların rol aldığı filmin senaryosu ve yönetmeni Cem Başeskioğlu idi ve soyadı dolayısıyla bir de Işık Yenersu olduğu için filmi hiç unutmamıştım. Tatavla Sahne’de yeni  bir grubun oyununun sahneleneceğini okuduğumda Başeskioğlu soyadı çağrışım yaptı ve Cem Başeskioğlu’nın kurduğu Dramatik Manevralar grubunun oyununu izlemek istedim. İyi ki de izlemişim. Sevgili Cem Başeskioğlu’nın yazıp yönettiği oyun, hınzırca yazılmış bir konuyu anlatıyor. Kasaba eşrafından mal varlığında birbirine denk iki aileden birinin oğlu eşcinsel, diğerinin kızı fingirdek. Evlat tabii, atsan atılmaz satsan satılmaz; en iyisi kol kırılır yen içinde kalır misali bu ikiliyi başgöz ederek ailelerin şan ve şöhretini kurtarmak. Seyreyleyin şenliği…[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • OYUN – Studio Oyuncuları

Modern insanı en etkin şeklide işleyen İrlandalı yazarlardan Samuel Beckett’in metninde iki kadın ve bir erkek geçmişte yaşanmış üçlü bir aşk hikâyesini anlatırlar, yüz yüze olmasalar da yüzleşirler. Sayın Şahika Tekand, önce 1994’te sonra da 2012’de yönettiği oyunu yeni bir yorumla seyircisiyle buluşturuyor Studio Oyuncuları’nın küçük mekanında. Sayın Esat Tekand’ın inanılmaz bir ustalıkla sığdırdığı platformda her sırada beş oyuncu olmak üzere üç sırada 15 oyuncu var. Yani oyundaki her karakter her sırada beş kişi olarak canlandırılıyor. Bedenler karanlıkta, üzerlerine ışık gelince oyuncu başlıyor konuşmaya. O muhteşem senkronizasyonda milim aksama yok. Konuşmalar ışığın hızını yakalıyor; zaman zaman sert gülüşler, konuşanların ses tonlamalarındaki farklılıklar. Ya o ses efekti ve müzik, sizi sıkıştırıyor, rahatsız ediyor; aynen yaşamdaki rahatsızlıklarımız gibi. Oyun sonrası sevgili Şahika Tekand’ı her zamanki cümlemle kutluyorum: “Sayın Tekand, sizin oyunlarınızı çok seviyorum ama oyunlarınız beni o kadar yoruyor ki…”[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • YARGI – Tiyaro Ak’la Kara

Oyun, İkinci Dünya Harbi sırasında Güney Polonya’daki esir edilip 6 arkadaşı ile harap bir manastırın mahzenine hapsedilen Rus Binbaşı Andrei Vushkov’un yaşadıklarını anlatıyor. Almanların manastırı terk etmesi ile 60 gün mahzende kalan iki kişi ancak diğer beş arkadaşını yiyerek sağ kalırlar, kurtarıldıklarında bu iki askere önce yemek verilir, sonra vurulur. Ünlü aktör Peter O’Toole’un isteği üzerine yazar Barry Collins, 1974 yılında o iki asker öldürülmeseydi nasıl bir yargılama olurdu varsayımı üzerine bu tek kişilik monoloğu yazar. Oyun hakkında ne mi düşünüyorum: Oyun boyunca kendime “Sakin ol, bütün bunlar bir oyun, sahnedeki Andrei değil Savaş, sahnede dehşetle izlediğin olay bir hikâye (ki olay anlatılırken ne bir kan ne bir bıçak var ortada, bağırış şiddet yok, Binbaşı/Savaş, çok sakin ve normal bir sesle yaşadıklarını anlatıyor)” dedim ancak aklımda bir soru vardı: “Ben o durumda ne yapardım?”[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text]

  • ZABEL  – B.G.S.T.

Daha önce de yaptıkları gibi yine bir kadının hikâyesini anlatıyor BGST. Metin ve rejisi Aysel Yıldırım ve Duygu Dalyanoğlu’na ait oyun, Üsküdar’da doğmuş, İstanbul’dan Fransa’ya, oradan da Sovyetler’e uzanan yolculuğu bir hapishane hücresinde son bulan Osmanlı Ermeni yazar Zabel Yesayan’ın çocukluğunu, gençliğini, mücadele yıllarını, sürgün yaşamını anlatıyor. Oyunda Aysel Yıldırım, Duygu Dalyanoğlu, Elif Karaman, Maral Çankaya, Nihal Albayrak rol almış olup, Ara Dinkjian’ın Truth & Hope albümünden parçalar kullanılmıştır.
[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı