Misafir Sandalyesi

Ayşen Güven / Nefes Almak İstiyorum!

11231199_856768397752853_9124735407745770868_n
  Ayşen Güven
Bu yazı benim de yoğun bakımdan hayata dönmemin bir parçası belki. Cevabını bulamadığım onlarca soru… Mesela bu kadar acı, bu kadar kıyım, bu kadar kötülük, birkaç yılı bırakın, bir asıra çok iken; neden hepsi bizim omzumuza basıyor? Bu çağın insanları çok mu dirençli, böyle bir bilgi mi verilmiş? Ya da ölümle aramızdaki bu korkulu ilişki neden bu kadar üzerimize üzerimize geliyor?
Zor değil mi? Hepimizin göğsü her gün sıkışıyor. Oysa biz tanımadığımız, yedi kat yerin altındaki, fersah fersah uzaktaki acıları da zaten arayıp bulmuş, görmüş onlara bakmış, onlara merhem aramıştık. Niye yanı başımızdaki sevdiklerimize uzanabildi o kanlı kılıç, niye iyiliğimiz bir süper kahraman olup kötülüğü bir köy kuyuya yollamayadı?
Sahiden kahırlı bir çağın, lanetli bir coğrafyanın çocukları olmak bu sorularla baş etme çabasına dönüşüveriyor. Bütün anlamalar güzel türkü söyleyen bir dostun “barış mitinginde” sesinin kulağınızdan çalınmasını engelleyemiyor. Artık o türküyü Cengiz Özkan’dan her gece dinliyorsunuz; “Düşme bir zalime göz göre göre / Sen insanoğlusun kör olamazsın (medet sevdiğim)”… İşte tam o an kalp masajı yaptığını fark ediyorsunuz bu türkünün size. Mesela daha önce yine soluksuz kalmıştınız hani, bir tiyatro oyununa gidecektiniz, böyle nefes nefese “gitmesem mi” derken, soluksuz vardığınız salondan “iyi ki gelmişim” deyip solunumunuz bu hayat öpücüğü ile normale dönerken çıkmıştınız. Aman “Şimdi filme mi gideceğim bu kafayla” demiştiniz hani o gün de; “Bu 120 dakika için bile yaşanır” deyip yeniden hayata döndüğünüzü hatırlayın. Yalnızlığınızı getirdiği misafirlerle kovan ve kalabalığa çeviren o romanları…
Bir sürü aya, bir sürü yakın tarihe bir sürü kente adıyla anılan acılar yakıştırıldı. Ekim de aralarına dahil edildi yazık! Ankara da! Ankara’nın başı hala beladaysa da bence biz Ekim’i bir katliam adıyla anılma kaderine terk etmeyelim. FilmEkimi’nin olsun bu ay gene. Tiyatroların merhabası olarak kalsın. Bari böylesi bize kalsın.BaEfLIwCEAAsuPQ
Bir tiyatrolar sezonu açmışken, iyileşmeye vakit ayırın yazısı olacaktı bu.  Şimdi bunu da becermekte zorlanıyorum. Ama şunu söyleyebilirim, bir tiyatro dergisine yazı yazma çabası bile bana nefes üfledi. Nefesi bol olsun tüm tiyatroların, acıyan yerlerimize
dokunsun, dokunsun ki biz onlara sevmeyi, sanatla yaşamı estetize etmeyi, “barışmayı” öğretemediysek de onlar bizi kendi nefret kalelerine çekemesinler. Otobüste, bankta, kafede, barda arkasından konuşulan acılarımız var bizim. Nefret pamuk ipliğinde biz de inceldiği yerdeyiz. Ama hatırlatacak yarın izleyeceğim oyun biliyorum; bu kötülük kalabalık olamaz! Azınlığımız hala sesimizin cılızlığından ise, yavaş konuşmanın öğretildiği bir halka, “büyük” olanın yanlışı olmazın telkin edildiği bir halka, bir kere sesinin rengi bile perdesini açınca anlaşılıyor demek gibi bir şey.
Biz gene o dostun türküsüyle, tiyatronun büyüsüyle, kitapların cümleleriyle karanlık sulardan kafamızı çıkarıp gün ışığıyla ilk kez tanışıyormuş gibi kamaşalım. Ne bu devran böyle sürecek, ne bu karanlık sonsuz. Bunu en iyi de tiyatro anlattı bana hep. O kamaşma şimdi ağır yaralı bir toplumun daha da çok solunumu olacak galiba. En azından benim kendi adıma sarıldığım yer ve bizim kalemiz dediğim yer orası. Yanında şiirler, şarkılar, beyaz perdenin akışı…
Yazarken çiçeklendim.
Benim kafam uzun zamandır buna çalışıyor sadece yani yarasını alıp buralardan tarihe bugüne bakmaya. Böyle dayanmaya, böyle barışmaya… Aman ha, ordan gelen ses de susmasın kafi, diyesim geliyor. O sesi duyanlardan eksildik, yeniden çoğaltalım diye “tiyatro sezonuna merhaba”.
Not: Bu yazı parçalı bulutlu bir kafanın düze çıkma çabası sırasında yazıldı. Kimsenin göğsünü darlamadan bunu yapabilmeyi denedim. Arkadaşların yitimine dayanma günlerinin altı güzel duygularımız daha fazla örselenmesin diye çizilmedi yani. Eğer yine de acısı umudunu aşmışsa affınıza sığınırım. Bu yazı tıpkı geçirdiğimiz günler gibi hayal ettiğim gibi olamadı.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı