Misafir Sandalyesi

Asu Maro / DT’de Shakespeare hayal değil

DT’de Shakespeare hayal değil

asu maroAcaba memlekette ‘şaşırtan’, ‘şoke eden’ olay eksikliği mi çekiyoruz ki, bir de kendi flaş haberimizi taştan çıkarıyoruz diye düşünüyorum bazen.
Mesela dün kopan ‘Devlet Tiyatroları artık sadece yerli Oyun oynayacak’ fırtınası. Ne diyor haber? Yeni sezon yaklaşırken, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Nejat Birecik bölgeleri arayıp yabancı oyunları kaldırtmış, bundan böyle sadece yerli oyunlar oynayacaklarını açıklamış. Amaç da milli, manevi duyguları pekiştirmek ve Vatan bütünlüğüne katkıda bulunmakmış.
Her şeyden önce tiyatro evrensel bir sanattır, vatan her yerde vatan, savaş her yerde savaştır ve o amaçlanan beraberlik duygusunu pekala iyi sahnelenmiş bir İngiliz, Amerikan, Alman, Rus oyunuyla da sağlayabilirsiniz. Hatta maalesef örneğini çok gördüğümüz yerli müsamerelerden çok daha başarılı bir şekilde.
Hep aynı oyunlar
Ayrıca Türk tiyatro edebiyatı 12 bölge 65 sahneye yetecek zenginlikte değildir, döne dolaşa aynı oyunların sahnelenmesinden, sürekli “Yerli yazar yok” diye ağlanmasından da anlaşılacağı üzere. Nitekim bakıyoruz; gene Recep Bilginer’ler, Nahit Sırrı Örik’ler ‘Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe’ler, ‘4. Murat’lar, ‘Rumuz Goncagül’ler, Kenan Işık’ın yıllar önce Şehir Tiyatroları’nda yaptığı Tanpınar ‘Huzur’ rejisi var programda.
Dolayısıyla karar buysa, kabul edilemez bir şey. Fakat işte ‘eğer karar buysa’.
Çünkü haberlerin başlığını, spotunu geçince, bir ‘başlangıçta’ ibaresi dikkati çekiyor. Daha sonra gelen açıklamalar da bu yönde olduğundan artık biliyoruz ki, sözü edilen, sezonu yerli oyunlarla açıp yabancı oyunları ardından devreye sokmak.
Ama bir haber ilk sunulduğu şekliyle kabul görüyor, sosyal medyada çığ gibi büyüyor, genellikle başlıktan sonrasına pek bakılmıyor, ardından gelen açıklamaların ise hiçbir hükmü olmuyor. Böyle olunca da “Her şeye muhalefet eder” pozisyona düşülüyor ki, bu muhalefetin değerini azaltan bir şey.
Kültür emperyalizmi
En son İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü Zafer Kayaokay da bir metin yazarak yanlış anlamadan doğan tepkilere veryansın etti. “Batı hayranlığını önemseyen kafalar, bu ülke sanatını bir yere götüremeyecekler” demiş, ülkemizin üzerinde oynanan kültür emperyalizmi oyunlarından dem vurmuş. Halbuki dilimize o haklı olarak şikayet ettiği ‘Hey adamım’ gibi ifadeleri yıllardır oynanan, çok yetkin edebiyatçılarca çevrilmiş Shakespeare, Çehov, Gogol metinlerinin sokmadığı aşikar.
Ayrıca kimse sadece Batı oyunları oynansın demiyor, Devlet Tiyatroları sahnelerinde Murathan Mungan’ı, Nazım Hikmet’i, Özen Yula’yı, diğer kıymetli yazarlarımızı izlemeye kimin itirazı olabilir? Ya da yine Kayaokay’ın sorduğu gibi yerli yazar yetiştirmeye çalışmak elbette suç değil, keşke daha çok yetişse.
Burada mesele ‘Sadece yerli oyun oynanacak’ cümlesinden kopuyor. Bunun da böyle olmadığını DT İletişim Koordinatörü Murat Demirbaş’ın açıklamasından anlamış bulunuyoruz.
Nitekim arayıp konuştuğum Devlet Tiyatrosu sanatçılarından da ikinci tur için muhtelif yabancı oyunların hazırlanmakta olduğunu öğrendim. Sakin olabiliriz, bir başlıkta iddia edildiği gibi ‘Devlet Tiyatrosunda Shakespeare izlemek artık hayal’ değil yani.
[Bu yazı 29.08.2016 tarihinde Milliyet gazetesi’nde yayımlanmıştır!]

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı