Köşe Yazarları

Ada Ayşe İmamoğlu / Talip

Talip

Yazmak istemiyorum, hiç istemiyorum yazmak çünkü ‘yazdıkça’ acısı tekrar, tekrar, tekrar kanayacak yaralarım oldu bu yıl, bu yıl bir çok arkadaşımı kaybettim ben. Suruç’ta güzel çocukları katlettiler sonra talihsiz bir kaza ile canım Boysan’ı, Zeliş’i ve Mert’i… Sonra bırakmak istedim kendimi, öylece bırakmak…

Yazmak açıkta bırakmaktır ya bütün yaraları işte ben tam oradayım ‘mendilimde kan sesleri’** diye diye… Güney beni arayıp ‘hadi Ada’cığım’ dediğinde uzun yıllar görmediğim çocukluk arkadaşımla buluşmuş gibi oldum. Bütün bu olanları bir yerlere not almak için insanın çocukluğundaki güveni yeşerten bir yol arkadaşından başka neye ihtiyacı vardır ki? Yorgunluğumuzun bunca sebebi varken elbet bir iki kelamımız da olacaktı en acemisinden sürçü lisan ettiysem affola…

Bu sezon birbirinden güzel oyunları izlemenin bütün bu yara bere içindeki halimize iyi geleceğini bilerek sezonu açan her oyuna ‘merhaba’ demek istiyorum ve heyecan içinde beklediğim iki oyunu paylaşmak istiyorum canım Hrant Abinin sözünü hatırlatarak; ‘biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık’

Kuşlar

Aristofanes’in klasik eseri “Kuşlar” Semaver Kumpanya tadında, modern bir Kuslar-Semaver-Kumpanya_1uyarlama ve sahnelemeyle, kalabalık bir kadroyla, seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor.Aristofanes’in en bilinen oyunu ve dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biri olan “Kuşlar”, yazıldığı günden bu yana 2500 yıl geçmesine rağmen hem geçmişe hem de günümüze ışık tutmaya devam ediyor. Oyun, Atina devletinde yaşayan iki arkadaşın savaşlardan, adaletsizliklerden ve yönetimin keyfi tutumlarından bezerek, kendilerine yeni bir yurt aramalarıyla başlar. Ancak, bir ütopyanın peşine düşen iki arkadaş, hayalini kurdukları yeni düzende, kendi kaçtıkları tuzaklara düşmekten kurtulamazlar.
Semaver Kumpanya’nın yeni “Kuşlar” yorumu, komedyanın özünde bulunan taşlama, doğaçlama, satirik tavır, müzik ve dans kullanımı gibi unsurları, bize ait geleneksel komedi türlerindeki karşılıklarıyla yeniden ele alıyor.

Dil Kuşu

44Sesle ve dille derdi büyük bir dünyanın içinden anlatılan bir masal bu. Ağacı, toprağı uyandıran, uyandıkça kanatlanan bir kuşun, dil kuşunun masalı. “Düşle başlayan, sabrın, sırrın ve ateşin imtihanından geçip bir kızın hevesli ağzında biten” masaldan kurulmuş bir oyun Dil Kuşu. Oyun, Destar Tiyatro’nun Mîrza Metin tasarımıyla geçen sezon başlattığı, İrfan Güler ve Pepa Baamonde’nin Türkçeye çevirdikleri Galisya’lı yazar Sèchu Sende’nin “Rüyalarımda Bile Dilimi Kaybetmeyeceğim” adlı öykü kitabından hareketle “Dil Oyunları” projesinin üçüncü prodüksiyonu. Sahnelenen ilk iki oyun “Merheba” ve “Çêna Dengizî”ydi.

Dip Not:
*Turgut Uyar
** Edip Cansever
Yazının başlığında Hrant Dink’in ‘Ruh Halimin Güvercin Tedirginliği’ yazısından esinlenilmiştir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı